20 May 2019

An improvisation ritual conducted by Bobby McFerrin

This article was originally published on jazzdergisi.com on May 18, 2019. 

Photos: Cem Gültepe

When Bobby McFerrin came to Istanbul for the 1st Istanbul Jazz Festival in 1994,  I was his guide. Those couple of days were not only some of the most memorable days of my life, it was one of the most special experiences of my career. When I introduced myself at the airport, with a compassionate smile on his face, he made a 'one minute' sign with his finger, took a small notebook out of his pocket, wrote something and handed it to me. He wrote, "I don't speak the day before my shows and rest my voice, so today I will only speak by writing." Indeed, he wrote all day and not just his own questions, but the answers to our questions as well. When I saw him the next day, the first thing I heard from his voice was my name. I think I will never forget how graceful he was.

Bobby McFerrin yönetiminde bir doğaçlama ayini

Yazının orijinali 18 Mayıs 2019'da jazzdergisi.com'da yayınlanmıştır.

Fotoğraflar: Cem Gültepe

1994 yılında 1. İstanbul Caz Festivali için İstanbul'a geldiğinde Bobby McFerrin'in rehberliğini yapmıştım. O birkaç gün hayatımın en unutulmazları arasında kayda geçmekle kalmadı, kariyerimin de en özel deneyimlerinden biri oldu. Havaalanında kendimi tanıttığım zaman, şefkatli bir gülümseme eşliğinde parmağıyla 'bir dakika' işareti yaptı, cebinden küçük bir not defteri çıkararak bir şeyler yazdı ve defteri bana uzattı. Kağıtta, "Ben konserlerimden önceki gün konuşmam ve sesimi dinlendiririm, o yüzden bugün sadece yazarak konuşacağım" yazıyordu. Gerçekten de bütün gün hiç üşenmeden yazdı, üstelik sadece kendi soracaklarını değil, bizim sorularımızın cevaplarını da. Ertesi gün görüştüğümüzde ise sesinden duyduğum ilk şey "Günaydın Özlem"di. Ne kadar zarif bir insan olduğunu sanırım hiç unutmayacağım.

Morcheeba still rocks...

This article was originally published on jazzdergisi.com on May 13, 2019.

Photos: Cem Gültepe


When I enter the hall for Morcheeba's concert at Zorlu PSM Jazz Festival, I am being met by Ross Godfrey's guitar riff in Never Undo,  the opening track of their latest album 'Blaze Away'. A nice piece to start the concert. The hall had just begun to sway to the music,  lead singer Skye Edwards makes an impressive entrance from the left.  With her red bowler hat, leaving her face in the dark and her outfit of the same color, but looking like a shadow, she sneaks in marching to the beats of the music. Oh no!  I'm at the backmost, the hall is big and full, I am of average height and I wear glasses since I was 3; how will I see the stage? After trying to reach the front a few times, I give up and go by the FOH. It seems it will be pleasant enough only to hear the concert.

Morcheeba: Cami de yıkılmamış, mihrap da yerinde

Yazının orijinali 13 Mayıs 2019'da jazzdergisi.com'da yayınlanmıştır.

Fotoğraflar: Cem Gültepe


Morcheeba'nın Zorlu PSM Caz Festivali'ndeki konseri  için salona girdiğimde, Ross Godfrey'nin, son albümleri 'Blaze Away'in açılış parçası Never Undo'daki gitar riff'i karşılıyor beni. Konsere başlamak için güzel parça. Salon ufak ufak salınmaya başlıyor ki, solist Skye Edwards sahneni solundan etkileyici bir giriş yapıyor. Başında yüzünü daha da karanlıkta bırakan kırmızı melon şapkası ve aynı renk kıyafetiyle ama bir gölge gibi, müziğin vuruşlarına uygun adımlarla süzülüveriyor sahneye. Eyvah!  En arkadayım, salon büyük, içerisi dolu, sadece ortalama bir uzunluktayım ve 3 yaşından beri gözlük takıyorum; sahneyi nasıl göreceğim? Birkaç öne gitme denemesinden sonra görmekten vazgeçip en arkaya, ses masasının yanına gidiyorum. Bu konseri sadece duymak da yeterince keyifli olacakmış gibi görünüyor.

12 May 2019

Barış Arduç ‘Kuzgun’un karanlığında pırıl pırıl parlıyor

GQ Dergisi'nde yayınlanmıştır. Fotoğraf: Emre Ünal
Barış Arduç'u Kiralık Aşk'la tanıyan kalabalıklar arasında ben de vardım. Bir dizi fakiri olarak, daha önce hiç seyretmemiştim onu. Elçin Sangu başlarda zevkle izlediğim, sonra sapıtan Bir Aşk Hikayesi'nde ilgimi çekmişti (bu iki dizinin ismine bakıp dizi zevkim hakkında yanlış bir kanıya varmanızı istemem 😃), Kiralık Aşk'a da onun hatırına bir bakayım dedim, bu bakış bana Barış Arduç'u kazandırdı. Dizi sabun köpüğü idi ve Kore versiyonunun uyarlamasından orijinal yaratıma geçtikten sonra, özellikle de sonlara doğru artık bilek kestirecek seviyeye gelmişti ve ben Barış Arduç için bayağı kan akıttım.