Müziğin arka planına duyduğum ilgi, müziği bir müzisyen gibi dinleyip
yaşamanın nasıl bir şey olduğunu anlamaya duyduğum tutku ve artık bir dinleyici
olmakla yetinemeyip kendimi bir müzik sektörü profesyoneli olarak bulmam…
Hepsinin ardında halamın büyük oğlu Kudret Abi vardı… varmış. Önceleri bilemedim, ta ki yıllar
sonar onu yetişkin kulağımla Nardis’te sahnede izleyene kadar. 7-8 yaşlarındayken halamın evinde duvara
dayalı duran kocaman kontrbas, uzun saçlı sakallı bir Kudret Abi, müzisyen
arkadaşlarla çekilmiş fotoğraflar, Büyük Ankara Oteli hikayaleri, Tuna
Öteneller, Erol Pekcanlar. Kulak misafiri olduğum bütün bu hikayeler hamurumu
oluştururmuş meğer. Ve tabii bütün bu hikayelerin fon müziği, ‘Jazz Semai’.
Halamın küçük oğlunun odasında duran orjinal plaktan kopyalanmış, Caterpillar
marka kasetten yayılan notalar beni büyülerdi. Tuna Abi için, “Hem saksofon
çalıp hem nasıl vokal yapabiliyor?” diye düşündüğüm bir yaştaydım. Kanal kayıt
diye bir şey olduğunu öğrenmek için birkaç yılım daha vardı 😌
