19 October 2026

Aralıksız oruç maceralarım

Bir süredir uzun oruç tutmuyordum. Geçenlerde Dr Esra Çavuşoğlu’nun Ayık Kafa podcast’inde metabolizma ve fonksiyonel beslenme uzmanı, Ben Azari’yi dinlemek tekrar bir kalkıştırdı beni. O sohbeti dinlemek, bedenin kendini yenileme becerisini ne kadar büyüleyici bulduğumu hatırlattı bana, daha önceki deneyimlerimi ve her yapışımda ne kadar şifalandığımı hatırladım. Normalde bir zaman belirler, kendimi içsel olarak hazırlar, sonra da o plana uyardım ama bu kez öyle olmadı. Sohbeti dinlediğimin ertesi günü, sabah tam uykuyla uyanıklık arasında verdim start’ı. Kendimi de “Bak 12 saati geçti bile, kaldı 72 saat, yaparsın seeeen” diyerek gaza getirdim.

11 September 2026

A Musician Freed From Self-Importance Through Music: Dominic Miller

This artical was originally published in jazzdergisi.com on September 11, 2026.

Widely known as Sting’s guitarist, Dominic Miller has 14 studio albums of his own and countless collaborations behind the work that has become part of our collective musical memory. He is returning to Istanbul once again, accompanied by a superb group of musicians. The concert will take place on Friday, September 25, at 9:00 PM at Zorlu PSM, Turkcell Platinum Stage.

Dominic Miller is the first international artist I represented in Türkiye. I laid the foundations of my current work in the music industry with him. We have done three concerts together, a fourth is on the way, and we are already planning for 2027. My work is not limited to connecting artists with concerts and managing the process; it also involves activities that contribute to an artist’s image and visibility. While planning the media campaign for his September 25 concert, I also wanted to interview him myself, asking him the things I was curious about, as well as questions I already knew the answers to but wanted others to hear too. So now, moving back and forth between my manager hat and my journalist hat, I’d like to share Dominic Miller with you.

Kişisel Öneminden Müzikle Özgürleşmiş Bir Müzisyen: Dominic Miller

Yazının orijinali 11 Eylül 2026'da jazzdergisi.com da yayınlanmıştır.

Geniş kitlelerin Sting’in gitaristi olarak tanıdığı ama bu işbirliğinin hafızalara kazınmış ürünlerinin ardında, kendisine ait 14 stüdyo albümü ve sayısız eşlik bulunan gitarist Dominic Miller, nefis müzisyenler eşliğinde bir kez daha İstanbul seyircisiyle buluşuyor. 

Dominic Miller Türkiye’de temsil ettiğim ilk yabancı sanatçı. Müzik sektöründe şu anda bulunduğum faaliyet alanının temellerini onunla attım. Birlikte üç konser yaptık, dördüncüsü yolda, 2027’yi de planlıyoruz. Yaptığım iş yalnız konser bağlantılarını kurup süreçlerini yönetmeyi değil, sanatçı algısı ve bilinirliğine katkıda bulunacak çalışmalar yapmayı da içeriyor. 25 Eylül’deki konserinin medya planlamalarını yaparken, onunla bir röportaj da kendim yapmak istedim, ona merak ettiklerimi ve cevabını bildiğim ama başkalarına da duyurtmak istediğim soruları sordum. Şimdi menajer şapkamla, gazeteci şapkam arasında gidip gelerek Dominic Miller’ı sizlerle paylaşmak istiyorum. 

06 May 2026

Levent Altındağ / Baba Levo - Jazz & More Spotify Listesi

Canım Levent Altındağ'ın çalmış olduğu tüm stüdyo kayıtlarını bir listede toplamak birkaç yıldır aklımdaydı ama bir türlü başlayamamıştım, bu sene yaşgününe yetiştirmeye karar verdim. Niyetim nefesiyle katkıda bulunduğu tüm şarkılardan eksiksiz bir döküm çıkartmaktı ama bunun mümkün olmadığını yola çıktıktan sonra anladım. Her şeyden önce ulaşabildiğim kayıtlar birkaç istisna dışında 90'lardan başlıyordu, eski kayıtların bir çoğu dijitale aktarılmamış, 70 ve 80'li yılların kayıtlarında da krediler ya eksik ya hiç yok. 

Önce tür gözetmeksizin bulduğum tüm şarkıları eklemeye başladım, tek kriterim solosunun olduğu ya da çalışının ayırt edilebildiği parçaları koymaktı, tema çaldığı ya da brass section'da yer aldığı parçaları eledim. Parçalar eklendikçe liste çorbaya dönmeye başladı, bu kez de belli bir müzikal uyum peşine düştüm. Sanıyorum 300'e yakın albüm taradıktan sonra, popüler müzik zehirlenmesi yaşamaya başladım ve en sonunda bugüne onun müzisyen kimliğini en çok yansıtan albümlerden bir seçki yapmaya karar verdim.

Levent Altındağ / Baba Levo - Jazz & More listesinde benim ulaşabildiğim ve Spotify'da yer alan parçalardan oluşan 6 saat civarındaki  müziği, onun yaşgününde onu sevenlerle paylaşıyorum. Liste kendi grubu olan Habbecik'in An Meselesi albümüyle başlıyor, eşlikçi olarak yer aldığı albümler ise yeniden eskiye doğru ve müzikal bütünlük açısından albümlerdeki sırayla yer alıyor.

İyi ki doğdunuz Levocan'ım, her daim kalbimizde ve kulaklarımızda yaşıyorsunuz. 

22 April 2026

Thoughts on Turkish jazz not making it abroad

The moment I saw the Ukrainian Institute’s Jazz Prize post, this article practically wrote itself. The best jazz group of 2025 gets a European tour, and there are two special awards: one offers a one-day studio recording, the other a consultation meeting with a record label.

In Turkey, jazz does receive a fair amount of support. How that support is used, however, is an ongoing debate within the sector — and a topic for another piece altogether. What follows is simply a murmur about enabling jazz produced in Turkey to cross national borders.

The Ukrainian example is state-supported. Expecting that kind of support for jazz here may be a luxury, but private institutions investing in jazz could easily make it happen. As someone who has been watching local jazz largely stand still for over 20 years — despite its clear potential — I genuinely wonder why such an initiative has never fully materialised. In the past, some international support was provided by jazz institutions, but much of it went to projects that were not even adjacent to jazz. This, again, opens up the long-standing debate about whether jazz organizations should be exclusively about jazz. I have always believed that jazz organisations can be supported by non-jazz events that attract audiences and generate resources. However, if an organisation carries the label 'jazz', I also expect jazz to remain at its core. Especially when it comes to international support for local musicians — if that support is provided by a jazz organisation, is it really so unreasonable to expect the recipients to be jazz musicians?

Türkiye cazının ihracı üzerine birkaç mırıldanma

Ukrayna Enstitüsü'nün Yılın Caz Ödülleri paylaşımını görür görmez, yazı kafamda kendini yazmaya başladı. 2025'in en iyi caz grubuna bir Avrupa turnesi, 2 tane de özel ödül; birine 1 günlük stüdyo kaydı, diğerine plak şirketiyle danışma toplantısı.

Ülkemizde caza hatırı sayılır bir destek veriliyor, bu kaynağın nasıl kullanıldığı ise sektör içinde hiç bitmeyen bir tartışma ve ayrı bir yazı konusu. Bu sadece Türkiye'de üretilen özgün cazın, ülke sınırları dışına çıkabilmesiyle ilgili bir mırıldanma. 

Ukrayna örneği devlet destekli. Caz için bunu beklemek bize lüks ama caza yatırım yapan özel kurumlar bunu rahatlıkla gerçekleştirebilir. Aslında değerlendirilebilecek bir potansiyel varken, lokal cazın yerinde sayışına yaklaşık 20+ yıldır şahit olan biri olarak, neden böyle bir girişim bir türlü gerçekleşmiyor, samimi bir merak içindeyim. Geçmişte bazı caz kurumları tarafından yurtdışı destekleri verildi ama çoğu caza komşu bile olmayan projelere gitti.  Bu söylediğim yine ezelden beri süregelen ve caz organizasyonlarının cazdan ibaret olup olmaması gerektiğine dair tartışmalara gebe. Ben her zaman caz organizasyonlarının seyirciyi cezbedip kaynak yaratabilecek caz dışı etkinliklerle desteklenebileceğini düşünen tarafta olmuşumdur ama eğer bu organizasyon caz başlığını taşıyorsa, cazın ağırlıkta olmasını da beklerim. Hele ki söz konusu yerli müzisyenlere verilen bir yurtdışı desteğiyse ve bu desteği veren bir caz organizasyonuysa, desteği alanların caz müzisyeni olmasını beklemek çok garip olmaz değil mi?