19 August 2017

Pilot Bölümü Çekmeden 13 Bölümü Satamazsınız

Yazının orijinali 19 Ağustos 2017'de jazzdergisi.com'da yayınlanmıştır.

Bozcaada Caz Festivali, 28-30 Temmuz tarihleri arasında ilk kez gerçekleşti. Biz katıımcılar için bir caz tatili havasında geçen festivalin ardında kan, ter ve gözyaşı olabilirdi ama bolca emek, titiz bir çalışma ve neyse ki kahkaha var.  Sektörün genç ve işini tutkuyla yapan genç oyuncularının bir hayalin peşine düşerek gerçekleştirdikleri bu festival, alınmış bir riskti aynı zamanda ama yürekten yapılan tüm işler gibi ilgilisine ulaştı ve paylaşıldı. 

























Cazın büyük şehir merkezli, ağırlıklı olarak konser salonu ve kapalı mekanlarda icra edildiği ülkemizde, açıkhavada yapılan ama odağına cazı alan festivalin, benim bildiğim kadarıyla bir benzeri yok. Türkiye’de rock, elektronik ve farklı müzikleri birlikte sunan birçok açıkhava festivali yapılıyor. Açıkhavada ve parklarda yapılan caz konserleri de var ama Bozcaada Caz Festivali, cazı açıkhavada festival formunda sunması ve bir tatil beldesinde yapılmasıyla ortaya yeni bir şey koydu. Başta adalıların mekan seçimiyle ilgili hassasiyetleri sebebiyle biraz sıkıntı yaşanmış olsa da, organizatörler son dakikada mekan değişikliğine giderek yaşanabilecek gerginliklerin önüne geçti ve sanıyorum sonuçtan herkes memnun. 

Festival cuma, cumartesi ve pazar geceleri, cazın farklı tarzlarına yer vermeye özen gösterilmiş programıyla Ayazma Manasır’da gerçekleşti. Katılımcıların büyük bir bölümü şehir dışındandı ve ortama şehrin dışında olmanın huzuru hakimdi. Sanıyorum cazın yanı sıra, hayattan üç günlük bir kaçış fikri de cazibe unsuruydu. Gündüzki deniz ve güneşin yorgunluğuyla çimenlere yayılan seyirciler, bedenleri müziğin ritmiyle salınanlar, ortamın çok da sık rastlamadığımız büyüsünün etkisiyle olsa gerek, daha da harika performanslar sergileyen müzisyenler; pırıl pırıl bir ses (ki burada prodüksiyon amiri Kerem Tüzün’ü de selamlamadan geçemeyeceğim) ve Bozcaada’nın tatlı esintisi festivalin minik bir özeti. 

Festivalin son günü, program başlamadan önce festivalin organizatörleri; Pavli’den Gizem Gezenoğlu, Kabak&Lin’den Murat Sezgi ve Allturca Productions’dan Doğukan Çokşeker’le biraz lafladık. Hayallerini ne kadar gerçekleştirebildiler? Onlar için nasıl bir deneyimdi? Neler planlıyorlar? 

Sonuçtan hepsi memnun görünüyor.

GİZEM GEZENOĞLU
- Katılım güzel, insanların tepkileri güzel, sanatçılardan geri dönüşler güzel. O yüzden ortaya çıkan şeyden memnunuz açıkçası. Çok heyecanlıyız, hem ilk senesi olduğu için hem de hayalimizi gerçekleştirdiğimiz için. 

Merak ediyorum, bu kimin hayaliydi, fikir kimden çıkmıştı.

MURAT SEZGİ
- Ortak bir hayaldi aslında. Doğukan'lar kendi taraflarında böyle bir iş yapmak istiyormuş uzun zamandır. Biz benzer hareketler içindeyiz, caz festivallerimiz var. Gizem de sektörden çok eski arkadaşımız. Gizem Pavli’ye geçince, kimin kime ne söylediği bile belli değil, muhtemelen ortak akıldı. Festival fikri çıktı ortaya, sonra herkesin vizyonunda da belli paralellikler varmış. Açıkhavada tıpkı bir rock festivali gibi ama değer verdiğimiz caz müzisyenlerini ön plana çıkararak bir iş yapalım istedik ve ortaya bu çıktı.

DOĞUKAN ÇOKŞEKER - Aslında biz bunu çok planlamadık, sadece bir hayalimiz vardı. O hayalin ortak bir hayal olduğunu farkettik ama detaylar bir sponsorluk toplantısında bize yöneltilen “Sizi farklı kılan ne?” sorusuyla çıktı. Genç bir ruh, açıkhava, Bozcaada’da farklı bir deneyim ama içinde caz var. Düşündükçe ortak bir hayalde buluştuğumuzu farkettik, çıkış noktası ‘şöyle bir şey yaparsak, tutar’ değildi. Bir hayalin peşinden koştuk, sonra o ilgi çekti, çekmeyebilirdi de. Belki de buradaki enerjinin, insanlardaki memnuniyetin sebebi de bu.



ÖZLEM KÖSEOĞLU - Samimiyet?
- Çok büyük bir samimiyet var. Biz bir şey hedeflemedik. Buraya insanlar gelsin diye özelikle bir çaba sarfetmedik, çok titiz çalıştık ama sadece hayalimizin peşinden koştuk, insanlar da bu samimiyeti hissediyor bence.

Festivalin planlanan mekanı Pavli Çamlığı idi fakat adalılardan, yangın tehlikesi ve bu tür etkinliklerin geleneksel hale gelmesiyle uzun vadede bölgenin ekosistemine zarar geleceği gerekçesiyle, festivalin orada yapılmasına itiraz geldi. Bu endişenin temelinde yatansa 20 yıl önce ormanlık alanda yapılan bir film çekiminde, projektörün yere düşerek yangına sebep olması ve bir çamlığın içindeki hayvanlarla birlikte yanmış olmasıydı. Sonunda uzlaşıldı ve mekan değişikliğine gidilerek, festival Ayazma Manastır’a taşındı. Süreci bir de onlara sordum.

GG - Adalılar tarafından bir takım hassasiyetler yaşandı. Biz çok anlatmaya çalıştık derdimizi. Biz bu işi çok uzun süredir yapıyoruz, bunun bütün planlamalarını yaptık, opearsyonel detaylarını çalıştık ama o aşamada ortak noktayı bulabilmenin yolu mekan değişikliğine gitmekti, biz de öyle yaptık. 

- Biz tüm önlemlerimizi almıştık, biraz fazla hassasiyet gösterildiğini düşünmekle birlikte bu çağrılara kulak verdik ve duyarlılık gösterdik. 20 yıl önce film setinde çıkan  yangın sebebiyle burada nesilden nesile aktarılan bir hassasiyet var. Bu tam kapanmamış bir yara gibiydi ve biz de bunu görerek duyarlılık gösterdik.

ÖK - Beni misafir eden adalı arkadaşım, doğal habitatın zarar görebileceğiyle ilgili de bir hassasiyet  olduğunu söyledi bana, buna ne diyorsunuz?

GG -  Bu volümdeki bir müziğin orman canlılarına zarar vereceğini düşünmüyoruz. Şöyle bir yanlış anlaşılma oldu muhtemelen. Orası büyük bir orman ama ormanın bir bölümü mesire alanı olarak kullanılıyor, festival de sadece bu alanda yapılacaktı. Biz de bunu anlatmaya çalıştık. Zaten ayak basılan ve insan geçişinin olduğu yerde yapılacaktı.

MS - Şu an gidin, 4 kişi orada mangal yapıyor. 

-  Hergün ateş yakılan bir yer orası. Biz orada 24 saat denetçi olacak ve çitlerle çevirerek  toplam alanın 20’de birini kullanacaktık. 

MS - Bence bu noktada şöyle bir şey de yaşandı. Etkinlik sosyal medyada beklentimizin üzerinde bir ilgiyle karşılandı. Diğer festivallerin 8-10.000 etkileşim gösterdiği Facebook’ta, festivalin 34,000 takipçisi oldu. Tabii bu dünyaya hakim olmayanlar, burada Woodstock gibi bir şey yaşanacağını sandı. Bizi çok heyecanlandıran bu ilgi, o noktada bizim için dezavantaja dönüştü. Haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüz noktalar var ama işin sonucunda gelinen uzlaşma ve barış havası, ne olursa olsun bizi mutlu ediyor. 

ÖK - Buraya geçmiş olmaktan dolayı büyük bir dezavantaja uğramış görünmüyorsunuz.
DÇ - Zaten keyifli bir mekan, biz de mümkün olduğunca daha keyifli hale getirmeye çalıştık. Büyük ölçüde de başardık ama diğer mekan için yaklaşık 6 ay çalışmıştık, burayı 1 haftada bu hale getirdik.



ÖK - İstanbul’da böyle bir geri dönüş alır mıydınız sizce?

MS - İstanbul’da çok fazla etkinlik ve çok fazla opsiyonu olan bir kitle var. Bu müzik türünü, bu müzisyenleri erişilemez, yalnızca belli bir sınıf ve şehre ait algısından çıkarmak, hayat gayem olmasa da yapmak istediğim şeylerden biri. İstanbul’da dünyanın en güzel etkinliğini yapmaktansa, bir sonrakini Tekirdağ’da yapmayı tercih ederim. 

GG -  Yola çıkış noktalarımızdan biri de buydu. Merkezin dışına kayma ihtiyacını sektör de biz de gözlemliyorduk. Popülasyon da işler de şehir merkezinden biraz kayıyor, daha rahat ulaşılabilir ve paylaşılabilir hale geliyor ve bu da bizi mutlu ediyor.

ÖK - Festivali tatille birleştirebilmek de bir cazibe unsuru öyle değil mi?

- Seyircilerle çok sohbet ediyorum. Çok fazla insan Bozcaada’ya ilk defa geldi bu vesileyle. Konuştuğum on kişiden beşi bunu söylüyor ve çok mutlular. Bozcaada’yı çok sevmişler, bu bizim için büyük bir mutluluk kaynağı, yaptığımız her şey amacına ulaşmış oluyor. 

MS - Buraya geldikten bir gün sonra çok garip bir ruh haline giriyorsunuz. Bu rahatlanmış halde insanlar burada vakit geçiriyor ve müzik içlerine işliyor. Ben bunu kendimde bile görüyorum.

GG - Bu organizasyonun bir adada oluyor olması da buradaki etkileşimle ilgili konsantrasyonu artırıyor. 

MS - Bunu bir adım ileri götüreyim. Bunu henüz müzisyenlerle konuşmadım ama bu konsantrasyonun sahneye de yansıdığından neredeyse eminim. 

- Mekan değişikliği sebebiyle ciddi bir stres altında kaldık ama burada stres yönetmek çok kolay, çünkü şehrin birçok zorluğu burada yok. Trafik yok, güvenlikle ilgili problem yok. Şehirde üzerimizde baskı oluşturan birçok şey, burada bizi engellemiyor. 



ÖK - Bu sene size neler öğretti?

MS - Bu seneden line-up (festival programı / sanatçı sıralaması) ile ilgili çıkartacak derslerimiz var. İşin süresiyle, lokasyonla ilgili derslerimiz var. Ekiple ilgili, neleri daha iyi yapabilecek olduğumuzla ilgili var. İşi büyütmek için alabileceğimiz destekler var. Dünyanın her yerinde bu tip bir etkinlik devlet tarafından ciddi destek görür. Ben Berlin’de yaşıyorum, posterlere bakın, yapılan etkinliklerin %99’unda devletin desteği vardır. Biz destek olmadan da bu işi yapıyor muyuz? Evet. Destek alınırsa bu işler çok iyi seviyelere gelir mi? Gerçekten çok iyi deneyimler yaşatabiliriz, biz bir de gencecik insanlarız. 

- Biz gerekli başvuruları yapacağız. Önümüzde bir yıl zaman var. Ben gerek devlet kurumları olsun, gerekse özel firmalar, çok daha fazla destek alabileceğimize inanıyorum. Bu ulusal bir etkinlik, yapmamız gereken bunu uluslararası arenaya taşımak. İlk yıl olmasına rağmen Orta Avrupa’dan 2 tane grubumuz var. Seneye Avrupa ve Amerika’dan sanatçıların katılımını fazlalaştırmak, bu sayede festivalin uluslararası basına yansımasını sağlayıp uluslararası caz festivalleri arasında yer almak da bir sonrak adım. Bozcaada’yı, ülkemizin caz müziği ve müzisyenlerini, en önemlisi de Türkiye’yi dünyada tanıtıyor olmak. Bizim amacımız bu. Bu doğrultuda Kültür ve Turizm Bakanlığı’na gerekli başvuruları yapacağız. Ben 2018 yılı için umutluyum. Bizim amacımız bu organizasyonu adaya yaymak. Bakanlık’tan umutluyum çünkü yerel yönetimler, hem kaymakamlık hem belediye bizi inanılmaz destekliyor. Ziyaretimize geldiler, alanı gördüler. Çok mutlular, herkesin yüzü gülüyor. Onların da amacı bu etkinliğin adaya yayılması. O yüzden belki kapasitesi düşük birkaç mekan ya da eşzamanlı etkinlikler... Adaya yayıldıkça kapasitemizi artıracağız ama tabii burada şöyle bir şey var. Adanın bir kapasitesi var. Adanın konforunu bozmamamız lazım. Burdaki otelcileri, esnafı, yerel yönetimleri zor durumda bırakmamamız lazım. Bu kontrolü devam ettireceğiz.

Programda farklı kuşaklardan müzisyenler vardı. Ustalar ve heyecan verici genç müzisyenler aynı sahneyi paylaştı. Avant-garde’ı da vardı; funk’ı, fusion’ı, latini, elektroniği, vokallisi, enstrümantali de. Sıkı performanslar izledik. Bu program üzerine herkes bir yorum yapılabilir tabii ama dışardan konuşmak ne kadar doğrudur? Öncelikle, her ne kadar amatör bir ruhla yapılmış olursa olsun, bir festival programının arz-talep dengesi gözetilerek yapılması kaçınılmazdır ve doğal olarak da yaratıcılarının beğeni ve birikimini yansıtır. İçinde azıcık da misyon varsa, işte o zaman tadından yenmez 😃 Sanıyorum, maharet bunların dengesini tutturabilmekte. Festival programını hazırlarken neleri gözettiklerini soruyorum.



MS - Bu festivalin, ülkenin caz değerlerini ön plana çıkarmasını istiyorduk. Yabancı büyük gruplara 100X para verip yerli müzisyenlere 1X para veren bir festival olmayacağız. Günleri farklı kurgulamak istedik. Hepimizden grup önerileri geldi, sonra herkes yorumlarını yaptı. Benzer beğenilerimiz vardı, zaten bu müzisyenler birlikte çalıştığımız, bazıları ellerinde büyüdüğümüz isimler olduğu için onlarla birlikte bu festivali kurgulamak zor olmadı. 

- Gerçekten şunu istedik. Ustalar da olsun, yeni jenerasyonun temsilcileri de. Kariyerinin zirvesinde, yurtdışında bizi temsil eden isimler de olsun, kariyerinin başında, ümit vadeden, inandığımız, dinlerken keyif aldığımız isimler de olsun.  Burada herkes farklı organizasyonlar yapıyor, bir takım sanatçılarla çalışıyor. Herkesin bir algısı, bir tecrübesi var, onları birleştirdik. Gerçekten çok demokratiktik, hatta bizi yoracak, zaman kaybettirecek kadar demokratiktik bazen 😃 Çok titiz bir çalışma yaptık, uzun bir zaman ayırmamız gerekti ama sonuçta işlenmiş, her ilmeğine teker teker özenilmiş bir iş çıktı ortaya. Bizim açımızdan bu böyle, umarım seyirci açısından da öyledir ve bu emek boşa gitmemiştir ama iki günün sonuçlarına baktığımızda, evet, iyi giden bir şeyler var.

MS - Tek tek konserler yaptığınızda o konserlerde bilet satmanız ve o kapasiteyi doldurmanız gerekiyor ama bu tip bir iş yaptığınızda, araya çok hoşunuza giden, belki seyircinin koşup bilet almayacağı ve yeni tanışacağı isimleri de katabiliyorsunuz. Bu oynayabileceğiniz, çok güzel bir hamur. 

GG - Onunla oynuyor olabilmek de zaten bizim en çok hoşumuza giden şeylerden bir tanesi. Festivalde bir headliner (ana grup / assolist 😃) hiyerarşisi yaratmak istemedik.

MS - Zaten posterde de görmüşsünüzdür. Sadece tarihler var ve isimler. Büyük isim, küçük isim, bold’lar yok. 

Festivalin programını bozcaadacazfestivali.com adresinden inceleyebilirsiniz.

ÖK - Son sözleri rica edeyim.

MS - İşin içerisinde bu işleri çok iyi bilen ve bu süreç boyunca yanımızda olan insanlar var. Burası biraz da caz fuarı gibi bir şey oldu. Sektörden organizatörler, mekan sahipleri, booker (sanatçı temsilcisi)’lar var. Kafamızda buna dair ipuçları vardı ama bunu gerçekleştiğini görmek gerçekten etkileyici.

GG - Bizim çıkış noktamız festivale birden çok mekanda yapmaktı. Önümüzdeki yıllarda adaya yayılsın, belki adalara yayılsın ama tek bir mekanda olmak yok. Belki günleri artırmak, konser sayısını artırmak, gündüz etkinliklerini artırmak... Hedefimizde bu var. İnsanlar sürekli bir dolaşma ve keşfetme halinde olsunlar, içinde olsunlar. 

Belki ilerleyen yıllarda, dünyada birçok örneği olduğu gibi, bunu seyahat ve konaklamasıyla birlikte bir caz tatiline dönüştürürler. Bunu da düşünebileceklerini söylüyorlar. Büyük bir operasyon tabii ama arzu ettikleri desteği alırlarsa bu çok da iyi bir fikir olabilir. 

- Ben memnunum sonuçtan. Bence yeteri kadar duyulduk. Şimdi bunu yönetmek bizim işimiz. Biz bir delilik yaptık, ben herkesi teşvik ediyorum delilik yapmaya, bu tarz hareketler çoğalsın ama bu samimiyette çoğalsın. Bundan birileri heveslenip ticari amaçla yarım yamalak işler yapsından bahsetmiyorum. Titiz çalışsın herkes ama o enerjiyi kaybetmesin, umutsuzluğa kapılmasın. Sektörel olarak çok iyi durumda olmadığımızı hissettiğimiz zamanlar oluyor ama ona rağmen biz bu etkinliği gerçekleştirdik. Hiçbir ticari amaç gütmedik, sanatın ve hayallerimizin peşinden gittik, sonuçta da bir şey çıktı ortaya. Şimdi onu pekiştireceğiz, durum bu. Samimi işler çoğalsın, birileri şövalyelik yapmaya devam etsin, devlet kurumları ve özel şirketler de bu hareketleri ellerinden geldiğince desteklesin. Birilerinin elini taşın altına koyması da gerekiyor, oturup bekleyerek, çok da bir yere varılmıyor. Risk alıp bir şey yapmak, sonra o riskin arkasında durup o işi büyütmek.


ÖK – Pilot bölümü çektik diyorsun 😃

– Evet. Pilotu çekmeden, 13 bölümü satamazsınız.

Bir son söz de benden. Ondan sonra sözü festivale katılmış olan bazı müzisyen, gazeteci ve sektör üyesi dostlarıma bırakacağım.

Konuştuğum genç insanların heyecanı, amatör ruhu ama işlerine yaklaşımlarındaki profesyonellik etkileyici. Ortaya çıkan da, bir ilk için öyle. Dileğim bu seneden edindikleri tecrübenin ışığında, misyon ve samimiyetilerini koruyarak devam etmeleri, festivalin büyümesi ve kalıcı olması. Festivalin ada turizmine yaptığı katkı ve sağlanabilecek destek ile kültür üzerinden Türkiye’nin tanıtımına yapabileceği katkı düşünülürse, Kültür ve Turizm Bakanlığı, bu festivali desteklemeyi kendiliğinden ister diye düşünüyorum. Çok mu romantiğim? 😃

Elinize sağlık, beyler ve hanımlar. Göz önündekiler ve arka plandakiler.


ZUHAL FOCAN – JAZZ DERGİSİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ

Bozcaada Caz Festivali şimdiye kadar gerçekten beklediğimiz açık hava festivali oldu. Tarihlerini incelediğim pek çok Avrupa festivalinin başlangıçları hep Bozcaada benzeri mekanlarda. Pori, Marciac, Umbria caz festivalleri ilk aklıma gelenler. Bozcaada ilk olmasına rağmen çok başarılıydı. Sanatçı seçiminden, sahne ve ses düzenine kadar her şey akıllıca düzenlenmişti. Editör olarak tek beğenmediğim şey logo ve poster tasarımındaki renk seçimiydi. Sarı ve beyaz görsel algıyı düşürüyor. Daha renkli bir logo isterdim. İkincisini heyecanla bekliyorum.


ERAY AYTİMUR – MÜZİK GAZETECİSİ

Bozcaada Caz Festivali'nin düzenleneceğini duyduğumda çok heyecanlandım çünkü Bozcaada gibi tabiri caizse organik bir ortam ve cazın birbirine çok uyumlu olduğunu düşünüyordum. Fakat süreç ilerlerken, festival organizasyonuna yönelik tuhaf ifadeler içeren bir direnç geliştiğini duymaya başladık. Hürriyet gazetesine yazdiğım yazıdan sonra, ki bir müzik gazetecisi olarak konuyu müzik açısından ele alan kısa bir yazıydı, gelen okur tepkisi meselenin bu festival özelinde değil, Türkiye'yi genel olarak sarmalamış kin ve nefretten beslendiğini gösteriyordu. 

Her neyse, festivalin kalemşörü ithamıyla gittiğim organizasyonda daha ortama adım atar atmaz sıcak bir atmosferle karşılaştık. Bozcaada gibi bir ortamda bir araya gelen müzisyenler mutluydu. Onlarla bir araya gelmiş dinleyiciler mutluydu. Kimse kusura bakmasın ama esnaf da gayet mutluydu. Organizasyon ekibi bu işe tesadüfen girişmiş değil,  yıllarca uluslararası boyutta işler çıkarmış oldukları için aksaklıklar olduysa bile bizlere yansıtmadan götürdüler. Güleryüzlü ve hayatı kolaylaştırıcı, kendilerinin de çalışırken keyif aldığını belli eden bir ekipti. Konserlerin sesleri kusursuza yakındı, çok deneyimli Kerem Tüzün işin o kısmını yüklenerek zaten sevdiğimiz müzikleri, geniş alanda kompakt şekilde duymamızı sağladı. Line-up’lar özelinde bir şey diyemem, bu sene A'lar çaldığı için seneye B'ler çalar nasılsa, yeter ki festival sürsün. MÖE konseri için ayrı parantez açayım, gençliğini 90'larda Beyoğlu'nda geçirmiş biri olarak İmam Adnan Sokak'taki Peyote günlerime, Captain Hook'taki pogo seanslarımıza, Kemancı Alt Kat'taki underground trip’lerime geri dönmek eşsiz bir nostaljiydi. Hayvanlar gibi çaldılar.

Pavli çok sevimli güzel bir ortam ama festival alanından uzakta olması, özellikle bazıları çok keyifli DJ setlerin geniş kitleye ulaşmasına engel oldu. Oysa ki güne daha yayılmış bir şekilde onların da Ayazma Manastır'da çalması daha enteresan olabilirdi. Ben Volkan Öktem'in davul seminerine katıldım, soru ve yanıtlar açısından keyifli ve kaliteli zaman geçirdiğimi söyleyebilirim. Belki başka enstrümanlar için de yapılarak genişletilebilir. Festivalin kendini duyurmakla ilgili değilse de, ifade etmek adına biraz daha elini güçlendirmesi gerek. Bütün her şeyi bir arada düşündüğümüzde on numara bir ilk organizasyondu. Niceleri olsun.

VOLKAN HÜRSEVER – MÜZİSYEN



İlki gerçekleşen Bozcaada Caz Festivali'ne emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler. Genç ve dinamik ekip; ulaşım, konaklama,  sahne ve ses sistemi konusunda görevlerini kusursuz yaptı. Festival boyunca gururla dinlediğim guruplar tarafından çok çok iyi müzikler yapıldı ve yoğun dinleyici kitlesi bizleri gecenin geç saatlerine kadar ilgiyle dinleyip yanlız bırakmadı. Böyle cesur yürekli, çalışkan insanlar oldukça, Türk cazının sırtı yere gelmez. Devamını diliyorum.

ŞENTÜRK ÖZTAŞ – MÜZİSYEN


Sahneye çıktığımda karşımda uçsuz bucaksız deniz, çimenlerde yayılmış bir sürü insan vardı. Bu kadar romantik bir ortamda müzisyenler ve müzikseverlerle biraraya gelmek müthiş keyifliydi. Festivalin hikayesi bayağı uzunmuş  aslında, ben daha sonra öğrendim, 5 yılda olgunlaşmış bir hayal. Özverili, pırlanta gibi bir sürü insan biraraya gelince; festivalin her alanında, her anında sanat ve yaratıcılığa rastlamak kaçınılmazdı. İlki düzenlen Bozcada Caz Festivali mükemmeldi, tüm ekibi  tebrik eder, başarılar dilerim.

ŞENOVA ÜLKER – MÜZİSYEN


Bozcaada ve caz dünyası olağanüstü bir ortamda harikalar yarattılar. Yoktan var olan bir festival, caz ve bomba gibi caz müzisyenleri adına büyük bir kazanç. Organizasyonu ve Bozcaada grubunu içtenlikle kutluyorum. İçimizi serinletip nefesimizi tazelediler.   

KORHAN FUTACI – MÜZİSYEN



Güzel şaraplar ve yemekler, üzüm bağları, bağ evleri, tek arabalık yollar, rüzgar ve deniz güzel müzikle bir araya geldiğinde Bozcaada Caz Festivali ortaya çıkıyor diye düşünüyorum. Bu sene ilki düzenlenen bu festivalde sahne almak ve festivalin büyülü atmosferinde vakit geçirmek oldukça keyifliydi. Öyle ki festivali organize eden dostlarımız  kapanış partisine katılmamız için bir gece daha kalmamız konusunda bizi ikna etmeye çalışırlarken  hiç zorluk çekmediler. Hatta o gece Pavli'de yapılan jam session festivalin geleneği haline dönüşmelidir diye düşünüyorum. Emeği geçen herkese teşekkürler!

ELİF ÇAĞLAR – MÜZİSYEN



Baştan sona çok keyif ve umut veren bir deneyim oldu. Hem açık havada, Bozcaada gibi kıymetli, tarihi ve doğal güzelliklerle dolu bir adada olması, hem de bağımsız bir girişimle böyle özenli şekilde yapılması çok önemli bence. Bu tarz atılımlar desteklenmeli ve devam etmeli, artmalı.
Böyle oluşumlarda birbirimize destek olmalı ve kısıtlı alandaki hareket etsek bile yeni heyecanları beraber yaratmalıyız. Bunun güzel bir örneğini Bozcaada'da görmüş olduk. Umut verdi. Teşekkürler 😊

No comments:

Post a Comment