#istanbulcazfestivali 'nin açılışı 'işte hayatınız' gibi bir konserdi benim için. Tuna Abi'yi yıllar sonra canlı dinlemek başlı başına sarsıcıydı, iyi anlamda sarsıcı ama. Çalışındaki o benzersiz duygunun etkisi hiç değişmemiş.
Programlarını dinleyerek büyüdüğüm Hülya Tuncağ'ın ağzından Tuna Abi'yle birlikte yaptığımız albümlerin isimlerini duyuyorum, sonra da gurur. Ne güzel müzikler, ne güzel deneyimlerdi. Tuna Ötenel'in çalışı benim müzikal hamurumda var. 'Jazz Semai' dinlediğim ilk caz albümüydü. "Aynı anda hem saksofon çalıp hem de nasıl vokal yapabiliyor?" diye düşünürdüm o zamanlar, sonra öğrendim 😀 Ve tabii Kudret (Öztoprak) Abiciğim, bu mesleği seçmemin ardındaki gizli kahraman olduğunu yıllar sonra anladığım halamın büyük oğlu. 'Jazz Semai'nin kapağı büyük ekrana yansıyınca çocukluğuma gittim.
Sonra Caz Festivali tarihinde bir yolculuğa çıktım. 94 yılındaki ilk festivalde Bobby McFerrin'in rehberliğini yapmıştım. Dear dear Bobby McFerrin. Gerçekten büyüleyiciydi. Bir süre gazeteci olarak takip ettim festivali, ardından sanatçılarımızla yer aldık. 2004 yılında yapmış olduğumuz Aşkın Arsunan - John Scofield - Sezen Aksu konseri için Görgün Taner "Açıkhava Tiyatrosu bunun kadar acaip bir konser görmedi" demişti 😁
Sahnedeki müzisyenlerin büyük çoğunluğuyla çalışmışım, ne güzel! Ezelden beri bu sektörde olduğumu ve yapmak istediğim tek işi yaptığımı hatırlıyorum ve uzun zamandır ilk kez kendimi buraya ait hissediyorum. It's good to be back 😎




No comments:
Post a Comment