20 February 2018

Kanser korkusu, kanserden beter olabilir mi?

Bu yazıyı, 8 Ağustos 2016'da Facebook'ta paylaşmıştım.

Annemi, iki sene önce tam da bugün, kanserden değil ama kanser korkusundan kaybettim.


Meme kanseri teşhisi konmuştu. ne ameliyat, ne de kemo istemedi. Ailece beslenme biçimimizi değiştirdik, aynı zamanda patalog olan bir fitoterapistin kontrolünde diyetine besin takviyeleri ekledik. Zaten 77 yaşında kadında meme kanseri (erkekte de prostat kanseri) artık hastalıktan sayılmıyordu. Kanseri 'dormant' bir kanserdi, hatta gerilemeye bile başlamıştı, ta ki bir gün pilates yaparken kendini sakatlayana dek. Korkunç ağrılar çekmeye başladı ve doğum sancısıyla boy ölçüşebilecek bu ağrıların fibromiyalji olduğunu anlayana dek geçen birkaç ay içinde bu ağrıdan o kadar bezdi, o kadar bezdi ki yaşama sevincini kaybetmeye başladı. Oysa annemin acı eşiği oldukça yüksekti, beni doğurmuştu ya :) 

Ağrıdan kaçmak için uykuya sığınmaya başladı. Yemek istemedi, içmek istemedi, vücudu zayıf düştü. Bir gün tansiyon atakları geçirmeye başladı, her gece acile giderek durumu çözemeyeceğimizi anlayınca bir üniversite hastanesine yattık. Eh, neredeyse ailece. Sözde biraz kafası çalışır, tıbbi terimlere aşina, tahlilleri okuyunca anlayacak bir aileydik ama doktorlardaki kanser korkusu çok büyüktü.

Annemin vücudu besinsiz ve susuz kalmıştı, dehidratasyon tansiyonunun ardındaki sebepti ama onlar kanseri nerelere sıçramıştı, onun peşindeydiler. Yalvarmak, yakarmak, kanserinin uykuda olduğunu anlatmaya çalışmak bizi sadece sinir bozucu yapıyor ama sonuca etki etmiyordu. Araştırma hastanesi ya, her şeyi araştırıyorlardı. Tabii bu arada, annemin içine de kurt düşürüyor, onu korkutuyorlardı. "Bu kadar araştırılıyorsam, bilmediğimiz bir illetim olmalı". Bir doktor, bir keresinde bana şunu açıkça söylemişti: "Eğer vücutta kanser varsa, biz her şeyi ondan bilriz." Sizce de çok dar bir tıbbi bakış açısı değil mi? Ya da kolaycı. Bütün teşhis yöntemleri var, hadi ona da sokalım, buna da sokalım ama bir gözlerinin içine bakmayalım, bir hayat hikayesini dinlemeyelim, bakalım buna sebep olan başka bir şey olabilir mi? SAÇÇMA! Kanser dururken.

Sürekli doğruyu söylediği için sonunda meslekten men edilen Karatay'dan duyduğumda anlamıştım, o süreçte tam olarak ne yaşadığımızı. "Türkiye'de tıp eğitimi hasta değil, hastalık odaklı" Evet ya, hastayla hiç ilgileri yok gerçekten de. Orası ağrıyorsa bu çektirilir, o yükseldiyse bu ilaç verilir, sonra o başka bir şeyi yükseltir, amaaan o da bi şey mi canım, onun için de bu ilacı veririz. 

Annemin yoğun bakım doktoru bana; "Şekeri, tansiyonu düşürmek bizim için en kolayı, ilaçla hemen hallediyoruz" demişti. Çok doğru, gözümüzün önünde dozu artırıyorlardı, hoop tansiyon regüle oluyordu. Ama sevgili beyler ve hanımlar, bütüne bakamadığınız için bu arada vücut darmadağın oluyor, sonra onu kim toplayacak?

Neticede, anneciğimi araştırdılar, araştırdılar, verdikleri ilaçlarla bağışıklığını altüst ettiler. Annem hastane enfeksiyonu kaptı ve tüm organları sapasağlam girdiği hastaneden çoklu organ yetmezliği sebebiyle çıkamadı. Annem kanserden ölmedi.

Eğer yazdıklarımı moral bozucu bulduysanız üzgünüm, niyetim canınızı sıkmak değil. Sadece kendi deneyimimizden yola çıkarak minik bir hatırlatma yapmak istiyorum. Ya da belki bunu annem istedi, bugün paylaştığıma bakılırsa.

Kanser geri dönüşsüz bir hastalık değil, bir bağışıklık sistemi zaafiyeti. Bütün diğer rahatsızlıklar gibi hayatımıza bir sebeple çekiyoruz onu, belli ki bize öğreteceği bir şeyler var. Ama biz bunu öğrenecek miyiz? Bu öğrenmeyle hayatımızın bundan sonrasını 'yaşanılır' kılabilecek miyiz? Farkına varacak mıyız ne boş işlerle uğraştığımızı ve bunların bizi hasta ettiğini? 

‘Bu, eğer mümkünse kanserden korkmayın, onun hayatınızdaki fonksiyonunu görmeye çalışın, hangi  yöntemi seçerseniz seçin şifanın sizden başladığını unutmayın’ yazısıdır.  Bu kesinlikle modern tıbba cephe alma önerisi değildir çünkü bu çok bireysel bir karardır ve bireyle sağlığı arasına girilmez. Şifa her kimden ve her nereden gelecekse de kabulümüzdür. 

No comments:

Post a Comment