17 February 2019

Sık sık, az az yi(me)yin; aman!

Lütfen bu yazıyı bir öneri olarak değil, eğer ilginiz çekiyorsa daha fazla araştırıp öğrenmeye teşvik edici bi deneyim olarak kabul edin. Kendinize uyan doğru beslenme biçimini bulmak için bütünsel tıp yaklaşımına sahip bir profesyonelden rehberlik almanızı tavsiye ederim.  

Bir yıla yakın bir zamandır aralıklı oruç prensibiyle besleniyorum ve müthiş faydasını gördüm. Benim gibi en büyük beslenme günahı gece atıştırmaları olan biri için akşam su ya da soda dışında hiçbir şey tüketmemek çook zordu, zorlandım da, kaytardığım zamanlar oldu ama artık vücudum bu ritme alıştı. 

Bu aralar pek bir konuşulur oldu intermittent fasting / aralıklı oruç. Ben şifa orucu demeyi seviyorum çünkü yaptıkça şifalandığımı hissediyorum. Yaygın olarak birkaç uygulanış biçimi var. 16 saatlik açlık - 8 saat yeme, iki günde bir 24 saatlik açlık ve 4 günlük su orucu aklımda kalanlar. Ben 16+8'i kendime uygun buldum, artık süreyi zorlanmadan 18, 19 hatta 20 saate kadar çıkartabiliyorum. Ne yalan söyleyeyim, 16 saati geçmek hoşuma gidiyor ama vücudum acıktım derse de, kesinlikle zorlamıyorum.

Önce saat 20:00 sınırı koydum kendime, o zaman içinde yavaş yavaş 19:00'a, hatta 18:30'a kadar çekildi. Ertesi gün de, en erken yediğim saat 12:00. Sosyal hayatla uygulanması zor bir beslenme biçimi, sabah kahvaltısı ve akşam yemeği randevuları artık pek benlik değil, brunch ya da öğle yemeğinde görüşelim, en iyisi bir kahve içelim 😊

Diyetisyenlerinin önerisinin tersine, aç kalmak vücutta yağ yakmaya sebep oluyor. Çünkü vücuda enerjisini alabileceği bir besin girmiyor, dolayısıyla da yaşamsal fonksiyonlarını sürdürmek için ihtiyaç duyduğu enerjiyi yağ yakarak sağlıyor. Oysa sık sık beslenildiğinde, vücut bu ihtiyacını karbonhidrat ve şekeri yakarak karşılıyor, yağ yakmasına gerek kalmıyor. Bunun yanı sıra vücut hazmetme sürecine girdiği için, hücreler ve organların yenilenme hızları yavaşlıyor çünkü hem hazım enerjinin büyük bölümünü kullanıyor, hem de karaciğer, pankreas, mide, bağırsaklar kan ter içinde çalışıyorlar. O yüzden diyetisyenlerin 'sık sık ama az az yiyin' tavsiyesinin acilen tedavülden kalkmasını diliyorum. Bunu söylediğim birkaç arkadaşım, aç kalırlarsa kan şekerlerinin düştüğünü söyledi bana. Bu bana kan şekerlerinde regüle edilecek bir şey olduğunu düşündürüyor ve bu bence çoğunluğun kullanmak durumunda kaldığı şeker regüle edici ilaçlarla değil, yine beslenme yoluyla çözülebilecek bir şey, tercihen bütünsel yaklaşıma sahip bir beslenme uzmanının rehberliğinde.  

 
Neyse, bu işin yağ yakma kısmı ama benim esas ilgilendiğim, orucun kilo verdirmek dışındaki şifa kısmı. Benim okuduklarımdan ve dinlediklerimden anladığım şu: Vücut bir süre besinsiz kalınca, bir silkinip kendisine geliyor ve 'hayatta kalmak için beslenmem lazım' diyerek atağa geçiyor. Kısıtlı enerjisini doğru kullanmak için yüklerinden kurtulması gerekiyor, o yüzden önce ölü hücreleri atıyor ve onlarla birlikte anomali olan, potansiyel kanser hücrelerinden de kurtuluyor.  Onun dışında; kanserli hücrelerin en bayıldığı besinin şeker olduğunu ve vücutta her şeyin şekere dönüştüğünü artık biliyoruz, vücuda besin girmeyince kanserli hücreler açlıktan da ölüyorlar. Şifa orucunun kanseri tedavi etmekte kullanıldığı bir çok araştırmaya, kitaba konu olmuş durumda. Konunun uzmanı değilim ama yürekten inanıyorum. Üstelik sadece kanser tedavisinde değil, birçok hastalığın tedavisinde kullanılabileceğine.

Bana sorarsanız, beslenme ve gerek musluk suyu formunda, gerek teflon, gerek ilaçlı sebze-meyve, ıslak mendil, kimbilir neyle beyazlatılmış kağıt havlu ya da sentetik kıyafetler yoluyla maruz kaldığımız kimyasalların hayatımızda her geçen gün artması, hastalıkların temelinde yatan iki ana sebep, işin ruhsal ve psikolojik kısmına da hakkını vermek lazım ama hepsi kol kola çalışıyor. Ama bütün düşündüklerimi bir yazıya sığdırırsam bu blog nasıl büyür 😥, o yüzden işin beslenme kısmına geri dönüyorum

Nasıl ki arabamıza ne kadar kaliteli yakıt ve yağ koyarsak, o kadar uzun ömürlü ve performanslı oluyor. Vücudumuz arabamız, yediklerimiz de yakıtımız. Sadece beslenmemizi düzenleyerek, arabamıza iyi bakarak, performansımızı artırabiliriz. Servise girecek hale geldikten sonra, müdahalelerle iyi olmak daha zor.

Şifa orucundan ve gece dükkanı kapatıp ertesi gün öğlene kadar açmıyor olmaktan çok fayda gördüm. Kiloya katkısı kesin oldu, 55'i gördüm (varılan değil, verilen kilo 😛) ve bu gerçekten güneşi görmek gibi bir şey 😃 Sindirim sistemim rahatladı. Gece kaliteli uyuyorum ve sabahları dinlenmiş uyanıyorum. Sabahları vücudumun hücre yenilenmesi saatlerini hazımla geçirmediğim için yenilenmiş hissediyorum, cildim daha canlı. Ah bir de şu her gün içtiğim 3-4 sigarayı da içmesem 😄, bir de tiryaki olsam ne olacak? Yoksa oldum mu bile? 😮
 
Şifa orucu ve faydaları hakkında bilgilenmek isteyen olursa çok daha fazlası burada ama maalesef İngilizce. Ayrıca bununla yetinmeyecek arkadaşlarımı biliyorum ben 😄, internette bir sürü tıbbi makale de var. Biraz tarihe de bakılabilir konuyla ilgili, şifa orucunu uygulayan ünlüler arasında Buda, Hipokrat ve Paracelcus sayılabilir 😂

1 comment:

Post a Comment