19 February 2019

You are the love of your life

Aşkın bir hastalık hali olduğunu ve bu hissin karşımızdaki bireyden değil de, bize hissettirdiği duygudan kaynaklı olduğunu genç yaşlarımdan beri biliyorum ama aşkın tam olarak ne olduğunu anlamak için bu yaşa gelmem gerekiyormuş. Hangi yaşa? 😲😜😂

Meğerse aşk varlığın kendiyle karşılaşma hali imiş. Ne kadar kendinle birsen, o kadar aşıksın. Sana böyle hissettiren adam ve kadın da senin so called 'aşkın'.

Kendi tanımlayabildiğim şekliyle olay şöyle cereyan ediyor. Biriyle karşılaşıyorsun, sana o kadar iyi hissettiriyor ki, sen o insana aşık oluyorsun. Buradaki 'iyi hissetmek'in üzerinde biraz duralım istiyorum. Bence bu tamamiyle varlığın  kendiyle ilgili iyi hissetmesinden kaynaklı bir reaksiyon. Aslında 'iyi' de doğru bir ifade değil. İnsanın kendini  ne kadar bütün, ne kadar kendiyle dopdolu  hissettiğiyle alakalı. Sonuçta hepimiz  'var olmak' ve görülmek istiyoruz öyle değil mi?  Karşımızdaki kişi bizi ne kadar derinden görür, ne kadar yansıtabilirse ona o kadar aşık oluyoruz... sanıyoruz aslında.  Ama bence aynadaki imajımız ne kadar netse, biz ona (sanırız ki karşımızdaki kişiye) ama aslında kendimize aşık oluyoruz. Biraz narsisistik gibi görünse de, hepimiz hayatlarımızı o ya da bu sebepten kaybettiğimiz kendiliğimizin peşinde geçirdiğimize göre, varmak istediğimiz nihai (ilahi) aşk da yine kendimiziz. Kendini bütün kusurlarına rağmen karşında eksiksiz görmek kadar büyük bir aşk yok çünkü. Yaşadım, biliyorum 🙏

'YOU ARE THE LOVE OF YOUR LIFE' as don Miguel Ruiz says. So, true!

And as our dear Freddie 😍 says...

8 comments:

füsun koçoğlu özgüç said...

Sesini duyuyorum okurken! 💐

özlemique said...

Yaaa :)

CANUS said...

Güzelmiş ama karşılıksız aşk ya da platonik aşk yorumlarını merak ettim bak şimdi

özlemique said...

Platonik aşk bence şöyle bi şey. Bir insanın varlığı bile (karşı taraftan hiçbir besleme olmasa dahi) sana seni hissettiriyor, kendini realize etmene yardımcı oluyorsa, varolmak için onun varlığına ihtiyaç duyuyorsan... Dış uyaranlar fiziken yanında ya da değil, bence çok farketmiyor. Seni trigger ediyor, sana can veriyor ise, adına aşk dediğimiz şeyi yaşıyoruz, platonik ya da değil ama ben hala aşık olduğumuzun kendimiz olduğuna inanıyorum :)

Karşılıksız da bir nevi platonik durum değil mi? Daha acılısı. Karşındaki seni görsün, daha da önemlisi sana seni göstersin diye paralanır, kendini değersiz hisseder, debelenir durursun. Oysa zaten kendini değersiz hissettiğin, benliğini ortaya koyamadığın için o ilişki formunu çekmişsindir hayatına. Falan ve de filan...

CANUS said...
This comment has been removed by the author.
CANUS said...

Canımın içi Özlemim şu müziksiz çekilmez ve anlamsız hayatta iyi ki yollarımız kesişmiş, seviyorum seni. Yorumlarınavteşekkür ediyor ve katılıyorum. Bu arada platonik aşkımı tahmin etmişsindir :)) canımız ciğerimiz Freddie Mercury

özlemique said...

İyi ki,, iyi ki, iyi ki... Biz yola birlikte çıktık, heyecanları paylaştık, çok güzel zamanlardı. Ve bana harika bir ilham verdin, bu post'a bir şarkı eklemeliyim... Yeeeey :)

CANUS said...

❤️🎶❤️🎶❤️

Post a Comment