Bu yazıyı 96 yılında yazmıştım, 10 Ağustos'ta da Yeni Yüzyıl'daki sayfamda yayınlanmış. Angelo Badalamenti'nin gidişinin ardından aklıma geldi. Yazı Tim Booth (James) ve Angelo Badalamenti'nin albümü Booth & The Bad Angel'ın oluşum hikayesini anlatıyor, hikaye yani ama eğlenceli. Ben albümü hala gayet keyifle dinliyorum. Radarınıza takılmamış bir albümse, hararetle tavsiye ederim ya da belki uzun zamandır dinlememişsinizdir, dinlerken bir de kadeh kaldırısınız Badalamenti'ye.
Bir televizyon programı, nezle, araba kazası, falcı, David Lynch, tuhaf telesekreter mesajları, Suede’in eski gitaristi, Londra ve New York...ya da garip bir birlikteliğin hikayesi. James’in solisti Tim Booth, mükemmel film müziklerinin yaratıcısı Angelo Badalamenti ve birlikte yaptıkları olağanüstü müziğin hikayesi...
Garip bir
ikili. Biri Tim Booth, James’in solisti, medyanın tanımıyla hippy seks tanrısı;
İngiliz yatılı okulunun katı disipliniyle yetişmiş, drama kursları ve
meditasyon gruplarının vazgeçilmez elemanı, Patti Smith, Iggy Pop ve Nick
Cave’in en sıkı hayranı. Diğeri ise Angelo Badalamenti, New York’lu yaşlı bir
mafioso görünümündeki dahi film müzikleri bestecisi, İtalyan bir baba ve
Amerikalı annenin Brooklyn doğumlu oğlu. Opera, caz ve klasik müzik dinleyerek
büyümüş. Birçok film müziğine imza atmış ama bunlardan en önemlileri, hala
meraklılarının kulaklarından silinmeyen David Lynch’in Blue Velvet (Mavi
Kadife), Twin Peaks (İkiz Tepeler) ve Wild at Heart’ı. Ama Badalamenti’nin bu
beraberlikte en büyük rolü oynayan yapıtı, belki de en baştan çıkarıcı seslerden
Julee Cruise için yaptığı ‘Floating In The Night’ albümü. Bu albümü dinler
dinlemez Badalamenti’nin bir numaralı hayranı olan Tim Booth ve bu hayranının
varlığından bile haberdar olmayan Badalamenti’nin bir araya gelmesi ise oldukça
maceralı ve eşp zamanlılıklara dayalı bir hikaye.
Melek adlı bir adam
Falcısı bir gün Booth’a, eğer isminde melek kelimesi geçen bir adamla çalışırsa çok başarılı olacağını ama bunun biraz zaman alacağını ve acele etmemesini söyler. Booth’un aklına sadece son albümleri Laid’i kaydettikleri stüdyonun sahibi Peter Gabriel gelir. Ama aslında falcının bahsettiği melek Angelo Badalamenti’den başkası değildir. Tek sorun vardır, o da daha önce hiç tanışmamışlardır.
Bundan bir
süre sonra İngiliz müzik programı ‘Late Night At The Dome’un yapımcıları
Booth’un kapısını çalarlar ve kendi türünden olmayan biriyle yapacağı
çalışmaları program haline dönüştürmek istediklerini söylerler. Booth’un
tercihi tabii ki hemen Angelo Badalamenti olur.
Badalamenti aranır ve prensipte anlaşılır. Tim Booth’un kim olduğu
hakkında en ufak bir fikri bile olmadığı için kendisine James’in albümleri
yollanır ve bir süre sonra New York’ta buluşulmak üzere sözleşilir. Ama büyük
gün geldiğinde, Tim ağır bir nezle geçirdiği için doktoru gitmesine izin
vermez. Ön hazırlıklar için New York’a giden televizyon ekibi, orada ciddi bir
trafik kazası geçirerek hastahanelik olur ve böylece televizyon programı
projesi suya düşer.
Araya zaman girer ama Tim vazgeçecek gibi değildir. Badalamenti’ye
mektuplar, fakslar yollar ve
telesekreterine, kırık kanatlı meleklerle ilgili mesajlar bırakır. David
Lynch’in film müziklerini yaptığı için bu tür garip mesajlardan hoşlanacağını
düşünür ama fena halde yanılır çünkü Badalamenti bu mesajlardan oldukça
rahatsız olur. Yine de Tim Booth’a, yazdığı şarkı sözlerinden kendisine
yollamasını ister ama bu da fayda etmez çünkü bu sözler beste yapmak için en
ufak bir ilham bile vermez.
Aradan epey zaman geçer. Tim Booth bile bu beraberleğin gerçekleşeceğine
dair inancını kaybetmek üzeredir. O sırada Paul Mc Cartney, Badalamenti’yi
arayarak, Londra’ya gelip bir parçasının orkestrasyonunu yapmasını rica eder. James'in de o sırada Londra’da konseri vardır.
Badalamenti James konserine gider ve Booth’un sahne performansına hayran olur.
Sahne arkasına gider ve sonunda tanışırlar. Kısa bir konuşmanın ardından
da beraber çalışmak istediklerine karar verirler.
Tim, James'le turnesini bitirdikten sonra New York’a gider ve orada ilk
parçalarını kaydederler. Sonra bu kaydı projeye yeşil ışık yakmış olan Mercury
Records’a götürür ve kabul ettirir.
Tim Booth ve Angelo Badalamenti’nin 94 yazında 6 günde emprovize olarak kaydettiği albüm ‘Booth and the Bad Angel’ geçtiğimiz bahar sonunda dünyada yayınlandı, önümüzdeki hafta da bizde piyasaya çıkacak.
Sözler ve vokaller Tim Booth’a, müzikler ve tuşlu çalgılar Angelo Badalamenti’ye
ait.. ‘Booth and the Bad Angel’da, Twin Peaks ve Julee Cruise’un albümünde
olduğu gibi karanlık ve tüyler ürpertici bir yön olduğu gibi birçok rock
grubunu imrendirecek sağlamlıkta gitar ağırlıklı parçalar da var. Bu sound’da
albümde 6 parçada gitar çalan eski Suede gitaristi Bernard Butler’ın da büyük
etkisi var. Butler, bazı parçalarda piyano ve perküsyon da çaldığı gibi 6
parçanın mix’ini de yapmış. Albümdeki geri vokallerden bazıları Badalamenti ve
Brian Eno’ya ait.
Tim Booth ve Angelo Badalamenti sonuçtan çok memnun ve kesinlikle devam
edecekler. Eğer albüm iyi satarsa turneye bile çıkacaklar. Ama bu Booth’un
James’ten ayrılacağı anlamına gelmiyor, zaten şu anda stüdyoda yeni
albümlerinin son hazırlıklarını yapıyorlar. Badalamenti ise yeni David Lynch filmi ‘Lost
Highway’in müziklerini yapıyor.
Booth and the Bad Angel belki bir gün Türkiye’ye gelir ama bence bu arada siz bu albümü edinin, kesinlikle arşivlik.
Albümü Spotify'da dinlemek için tıklayınız.


No comments:
Post a Comment